Şu ana kadar 1.587 defa okundu

4+4+4 EĞİTİM SİSTEMİ


AKP hükümeti bu sene yıldırım hızıyla eğitim sistemini yasallaştırarak değiştirdi. Araştırılmadan, soruşturulmadan, pedagogların, eğitim sendika ve derneklerinin görüşleri alınmadan yangından mal kaçırırcasına sistem değiştirildi. Eğitim sistemimizde zorunlu eğitim 12 yıl oluyor diye övünen hükümet halkı kandırmayı kısmen başardı. Elbette zorunlu eğitimin 12 yıl olması kayda değer ve önemlidir. Ancak bu sistemin altyapısı oluşturulmadığı için, okul öncesi eğitim yaşındaki bebelerimiz birinci sınıfta okumaya başlayacakları için çok büyük sorunlarla karşılaşılacağımız kaçınılmazdır.

Bu sisteme geçilmesinin esas amacı dindar nesiller yetiştirmektir. Başbakan partisinin il başkanları toplantısında “dindar gençlik istiyorum.” diyerek açıkça dillendirdi. Bu sistemle 28 şubatın intikamı alınmak istendi. Bu intikam duygusuna körpecik bebelerimiz kurban edilmek isteniyor. Dindar nesiller yetiştirmek mantığıyla kendine güveni olmayan, ezik,emre uyan, itaatkar, deyim yerindeyse sürü gibi bir nesil yetiştirilmek isteniyor. Bu sistemle bütün okullar imam hatipleştirilmek isteniyor. Bunu AKP Muğla milletvekili Ali Boğa Muğla İmam Hatip Lisesi mezunları derneğinin pilav gününde “Bütün okulları imam hatıp okulu yapma şansını elde etmiş bulunuyoruz. 4+4+4 ten sonra Kuranıkerim ve Hz. Muhamed’in hayatının seçmeli ders olmasından sonra bu şansımız var.” diyerek açıkça ifade etti. Bu gidişle eller giderken aya bizler kalırız yaya. Çocuğuna dini eğitim vermek isteyen veliler özgürdürler. Çocuklarına dini eğitim aldırabilirler. Ancak dini eğitim devletin işi değildir. Bugüne kadar alevi çocuklara dindersini mecbur kılan zihniyet tarafından daha geriye giderek okullarda Kuranıkerim dersinin ve Hz. Muhamedin hayatının seçmeli ders olarak okutulması yasallaştırıldı. Denebilir ki bu seçmeli derstir. Herkes bu dersi almak zorunda değildir. Mahalle baskısını unutmamak gerekir. Nüfusunun %98’i müslüman olan bir ülkede mahalle baskısından sıyrılıp bu dersi almayacak öğrencilerin sayısı kayda değer bulunmayacak derecede az olacaktır.

Okul öncesi eğitim oranı (beş yaşından küçüklerde) %100’e yakın olmayan bir ülkede damdan düşer gibi 66 aylık bir çocuğun birinci sınıfta okuması pedagoji bilimine aykırıdır. Çünkü bu yaştaki çocuklar zihinsel, fiziksel, sosyal, duygusal gelişimlerini tamamlamış olamazlar. Elbette kişisel farklılıklar vardır. Bazı çocuklar daha erken gelişimlerini tamamlayabilirler. Ama bu ölçü olarak alınamaz. 2011 – 2012 istatistiklerine göre ülkemizde okul öncesi eğitim oranı %65’tir.

Alt yapısı oluşturulmadan yıldırım hızıyla yangından mal kaçırırcasına yasallaştırılarak uygulamaya başlatılan 4+4+4 sistemi ülkeyi karanlığa ve kaosa götürür. 66 aylık çocuklarla 81 aylık çocuklar aynı dersliklerde okumak zorunda kalacaklar. Yaşı büyük olanlar haliyle daha hızlı öğrenecekler. Dolayısıyla yaşı küçük olanlar komplekse girecekler, eziklik hissedecekler, kendilerine güvenlerini yitirecekler ve uzun eğitim yolunda hasta bir kişilik olarak yoluna devam edecekler ve ne yazık ki hayatının her alanında başarısız olacaklardır. Çocuklarımıza

bu kötülüğü yapmaya kimsenin hakkı yoktur. 66 aylık bir çocuk altına kaçıracağı için hijyen sorunları yaşar ve hastalıklar artar. Ülkemizde zaten fırsat eşitliği yok. Kentle kır, batı ile doğu arasında uçurum gibi büyük dengesizlikler var. Bu yaş farkı bu uçurumu daha korkunç hale getirecektir. Hele hele Kürtlerin yoğunluklu olarak yaşadıkları yerlerde böyle bir uygulamaya geçmek anadilinden farklı bir dille o körpecik çocuğu yeniden şekillendirmeye çalışmak cinayetten farksızdır.

Bu sistemle 5. ve 9. sınıfların ders sayısı arttığından ve birinci sınıfa kaydedilecek öğrencilerin sayısı yaklaşık iki kat artacağından dolayı okullarda ikili eğitime geçilecek. O körpecik yavrular çok erken kalkmak zorunda kalkacaklar, orta öğretime gidenler de çok geç saatlerde eve gelecekler. Okullar ve öğretmenler sisteme hazır değildirler. Okulların sayısı ve fiziki yapısı uygun değil. Bu güne kadar 45 öğrencinin okuduğu dersliklerde bu sisteme geçilmesiyle 80 – 90 öğrenci okumak zorunda kalacak ki bu sayı çağdaş ülkelerde 20’dir. Okularda kullanılan sıralar ve yazı tahtaları bu yaş grubunun özelliklerine uygun değildir. Öğretmenler bu yaş grubuna göre mesleki formasyondan yoksundurlar. Öğretmenleri kısa süreli eğitimlerden geçirmek kendi kendini aldatmaktan ve tatmin etmekten öteye gitmez. Bu yaş grubundaki çocukların dikkat süreleri kısadır. Beş buçuk yaşındaki bir çocuğu 40 dakika derslikte tutmak o çocuğa işkenceden başka bir şey değildir.

Bu sistemin başarılı olması için okul öncesi eğitime 2 – 3 yaşlarında başlanmalı ve geliştirilmeli. Okul öncesi eğitim oranı %100’e yakın olmalı. Okulların fiziki şartları bu yaştaki çocukların özelliklerine göre düzenlenmelidir. Öğretmenler bu yaş grubunun özelliklerine uygun tam pedagojik formasyon almalı. Yeterli derslikler yapılarak dersliklerdeki öğrenci sayısı hiç olmazsa 20’ye düşürülmeli. Aynı derslikte olabildiğince aynı yaşta olan öğrenciler okumalı. Birinci sınıfta okuma – yazma hedeflenmemeli, çocuğun zihinsel, fiziksel, sosyal, duygusal gelişimine katkı sunacak oyunlara ağırlık verilmeli, anaokulunda uygulanan eğitime benzer bir eğitim uygulanmalıdır.

Çocukalar bizim geleceğimizdir. Kimsenin çocuklarımızın kaderiyle oynamaya ve onların, dolayısıyla bizim geleceğimizi karatmaya hakkı yoktur. Siyasi çözüm yerine savaşta, inkar ve imhada israr ederek hayatı halklara zehir eden AKP dindar nesil yetiştirmek amacıyle çocuklarımızın ahını alıyor. Çocuklarımızın ahı onlarda kalmayacaktır, aheste aheste onlardan çıkacaktır.

Dünyada zorunlu eğitim süreleri ve okula başlama yaşı:

Ülkelerin çoğunda temel eğitim genellikle 5 yıl ilkokul + 3 yıl ortaokul ya da 6 yıl ilkokul + 2 yıl ortaokul şeklinde yapılandırılıyor. Dünyada birkaç ülkede de 4 yıllık ilkokul ve 4 yıllık ortaokul kademelendirilmektedir. Ancak bu ülkelerin hepsinde çocuklar en az 8 ya da 9 yıl ortak, kesintisiz eğitim alıyorlar. Zorunlu eğitim süresi dünyada5 ila 13 yıl arasında değişiyor. Aralarında Bangladeş ve Pakistan’ın bulunduğu 5 ülkede zorunlu eğitim 5 yıl ile sınırlıdır, 8 yıllık zorunlu eğitim uygulayan 19 ülke bulunmaktadır. 54 ülkede ise 9 yıllık zorunlu eğitim uygulaması vardır. 10 yıllık zorunlu eğitim; çoğu Avrupa ülkesi 38 ülkede uygulanırken, 12 yıllık zorunlu eğitim ABD, İngiltere, Avustralya, İsrail gibi 26 ülkede uygulanmaktadır.

Dünyadaki 200 ülkenin 30’unda çocuklar 5 yaşında (60-72 ay); 130 ülkede 6 yaşında (72-84 ay); 40 ülkede de 7 yaşında (84 ay sonrası) eğitime başlıyor. İngiltere, Avustralya, Yeni Zelanda gibi ülkelerde zorunlu temel eğitim 5 yaşında başlarken, ilköğretim 1 ve 2. sınıfta çocuklar, okuma yazma öğrenmiyor, okul öncesi eğitime yakın bir eğitimden geçiriliyor. Almanya, ABD, İtalya, İsviçre gibi ülkelerde ise çocuklar 6 yaşında eğitime başlıyor. İskandinav ülkelerinde de “çocuğun psikolojik, sosyal ve zihinsel gelişimini tamamlaması” amacıyla temel eğitime başlama yaşı 7 olarak belirleniyor. PİSA (Uluslar arası öğrenci değerlendirme programı) yarışmalarında 2003 yılında Matematikte ikinci, okuma-anlamada birinci, bilimde birinci, problem çözmede ikinci olan Finlandiya’da okula başlama yaşı 7’dir.

1 yorum

  1. Hocam iyi güzel açıklama yapmışsın 4+4+4+eğitim hakında ama. Bizi dinleyen devlet bulamıyoruz , Adamlar 2 dakikada 50 yasa değiştiriyor. AKP halkada meclisede hakim kılınmış bulunuyor. Mesela sınır ötesi teskere çıkartıyor. Mualefet ters düşünce kardeşim ne olur ne olmaz her ihtimale karşı teskeremiz cebimizde olsun. istediğimiz zaman bonbalar gideriz zararı nedirki.

    Şöyle düşündüğünüz zaman başbakan sanki savaşa gitmiyorda keklik avına çıkacak izin alıyor. Eee buda halkın aplallığı değilmi bir kilo kömür ile bir bidon yağla kendini tayıbın kucağna atarsa bunada katlanmak zoruldalar. saygılar.

Bir yanıt bırakın