İMRALI KANDİL VE DEVLET ÜÇGENİNDE SON GELİŞMELERE DAİR

Şu ana kadar 1.595 defa okundu

Bu gün BDP heyeti İmralı Adası´ na yeni bir ziyaret gerçekleştirdi. Sayın Abdullah Öcalan ´ın sürece dair değerlendirmelerinin birerlendirmelerden bir çok olumlu ve olumsuz mesaj çıkarılabilir. Başta Gezi Parkı direnişini selamlamasını ve önemli bulduğunu söylemesini bunun yanında devrimci demokrat ve yurtsever kesimlerin bu direnişi ulusalcı, milliyetçi ve darbeci kesimlerin denetimine bırakmaması gerektiğine dair sözlerini irdelemek ve hatta biraz açmak gerek. Daha önceki yazımda da vurguladığım noktalardan biriydi bu. Şu an darbeci ve faşist zihniyet Türkiye deki atılımı sahiplenip kendilerini bunun üzerinden iktidara taşımak istiyorlar. Açıkçası bu siyasetin en vahşi hallerinden biridir. Güç dengesi kimin aleyhine olursa karşıt güç, kendini var edebilmek için bu tür halk hamlelerini sahiplenmek ister ve her ne kadar doğal ve demokratik taleplerle gerçekleşse de bu eylemler amacının dışına çıkarak istenmeyen farklı sonuçlara yol açılabilir. Sanırım Suriye rejimi ve Özgür Suriye Ordusunu buna sadece bir örnek olarak göstermek yanlış olmaz.

971936_10151502221591559_15067669_n (1)Daha önceki tecrübelerime dayanarak söylüyorum ki Öcalan ‘ın selamlarından sadece bir selam anlamı çıkarmak yanlıştır. Bu selamdan benim çıkarabileceğim bir çok sonuç var. Bu selam ile Öcalan’ın Gezi Parkı direnişinde alanın boş bırakılmaması gerektiğini, çıkarcı kesimlerin buradan kendilerine pay ve çıkar sağlamaması için daha ciddi sahiplenilmesi gerektiğini ima ettiğini hatta bu direniş sonucunda hükümet de dahil bir çok güç dengesinin değişebileceğini, Kürtlerin ve Demokrat kesimlerin kendini bu tür değişimlere hazırlaması ve taktik geliştirmesi gerektiğini vurguladığını düşünüyorum.
Türkiye çok ciddi bir süreçten geçiyor. Kürt sorununun çözümü için atılan ciddi adımlar var fakat devlet ve hükümet kanadının gereken tüm adımları attığını söyleyemeyiz. Öcalan ile görüşmelerin uzun süre engellenmesi , çekilme sürecine rağmen artan pusulama faaliyetleri ve karakol yapımları hatta Gezi Parkı direnişinde halkın haklı isteklerinin şiddet ile bastırılmaya çalışılması Türk devletinin ve hükümetinin temel demokrasi ve Kürt sorununun çözümü konusundaki samimiyetini tekrar tekrar sorgulatıyor. Gezi Parkı olayında da görüldüğü gibi basını baskı ile kendi tekeline almış, kendi halkına her türlü zorbalığı uygulayan ve halkı kendi seçmeniyle tehdit eden bir başbakan ve hükümetten bırakın Kürt sorununun çözümünü demokrasiye dair en ufak bir ileri adım bile beklenemez.

Hükümet Devlet artık görmeli değişen dünya düzeninde artık halkları baskı ile zaptetmek imkansız. Basını susturarak halkı habersiz bırakmak imkansız. Halk her yerde kendi imkanlarını kendi alternatiflerini yaratıyor. Eğer hükümet bu çizgide devam ederse halk tıpkı basının alternatifini yarattığı gibi yönetilme şeklinin de alternatifini yaratacak güçtedir. Turkiye ya kendi içinde ciddi bir değişime giderek demokrasi ve Kürt sorunu başta olmak üzere sorunlarını çözecek ya da Türkiye bin kaderi Suriye ve Lübnan örneklerindeki gibi olacaktır. İşte fırsat ellerinde Gezi Parki direnişi ve Kürt sorunu samimiyetlerini ispatlamak için bir fırsat. Umarım bunu gerekli şekilde değerlendirip Türkiye ve Kürdistan halkı için ve kendileri için bu süreçten en olumlu şekilde çıkarlar. Artık insanlar acılar ,kayıplar, ölümler yaşamak istemiyor. Yaşamına dair her şeye yasak ve baskıların karar vermesini de istemiyor. Artık sadece belirli kesimler değil hemen hemen her kesim bu konuda hemfikir. Halkın gücünü küçümsemeyin taht sahipleri….

Süreç karışık ve çözülmesi zor. Olaylar netleştikçe yazmaya devam edeceğim.

Saygılarımla

Özgür Bahçeci

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın