ELBİSTAN’IN ADI DEĞİŞTİRİLEN KÖYLERİ

Şu ana kadar 3.572 defa okundu

Akbayır Belediye Meclisi kasabanın isminin eski ismi Til ile değiştirilmesi yönünde karar aldı. Böylece halkın asırlardan beri kullandığı ve sayısız kitap, tapu, tahrir kayıtları, harita, resmi ve özel belgelere kaydedilmiş olan Til ismine yeniden kavuşma yolu açıldı.

Daha önceki kayıtlarda Til-i Kebir (Büyük Til) olarak geçmekte iken 1928 yılında Til(1), 1946 yılında Büyüktil(2) adı verildi. 1960’tan sonra -1965 olabilir- Akbayır olarak değiştirildi. Niye Akbayır’sa? Kasaba bir bayır üstünde olsa neyse, inadına dümdüz bir yazının ortasında…

TİL (Tilâl; Tell) tepe, yığın, küme demektir. Burada birbirine çok yakın mesafede iki tane höyük vardır. Bunlardan (Til-i kebir yani Büyük Til) söz konusu kasabanın içinde, diğeri (Til-i sağir yani küçük Til) ise yaklaşık iki km kuzeyde köyün eski yerleşim yerindedir. İsmini de bu höyükleri oluşturan tepelerden almıştır… 1962’de yapılan arkeolojik kazılardan anlaşıldığı gibi 7.000 yılı aşkın geçmişi ile bölgenin en eski yerleşim yerlerinden biridir.

Türkiye’nin dört bir yanında Türkçenin dışında ve binlerce yıl önce verilmiş Hatti, Hitit, Luvi, Sümer dillerinde;Grekçe (Rumca diyelim), Latince, Farsça, Arapça, Ermenice, Süryanice, Zazaca, Kırmançça ve daha birçok küçük ve eski dillerde isimler vardır.

Türklerde, belki tüm dünyada yerleşilen yere verilen isimler oraya ilk yerleşmiş insanların aşiret, boy, kabile, bölük, vs. isimleri ile doğrudan ilişkilidir. Çevrede yaşayanlar orayı onların adıyla anmış, tanımlamış zamanla ismi olarak kalmıştır. Mesela Elbistan’ın mahallelerinden birinin adı Hacı Hamza iken Güneşzadelerin (Güneşoğullarının) gelip yerleşmelerinden sonra Güneşli Mahallesi olarak değiştirilmiştir. Elbistan’ın köylerinden Karahasanuşağı, Çöplü, Yapalak, Hasankendi (Hasankenti), Demircilik, Alkayaoğlu,  Çiçek, Alembey, Eldelek, Elmalı, Fakıoğlu, Hasanalili, Evcihöyük ve daha birçoğu örnek olarak verilebilir. İkinci isimlendirme yerin öne çıkan, herkes tarafından bilinen bir özelliği veya gelip yerleşenlerin kültürel özellikleri göz önüne alınarak yapılırdı. KokmuşköyAmbarcık, Geçit, Güplüce, Akviran, Maraba, Güvercinlik, Ağlıca, Kızıleğnek, Beştepe, Beyyurdu, Dervişçimli, Karamağara, Gavurköy, Gavurören ve daha birçokları gibi. Eğer oraya yerleşen insanlardan önce yaşayanlar tarafından bir isim verilmiş de meşhur olmuşsa ya olduğu gibi kabul edilmiş (Ketizmen ve Hergin gibi) ya da dile ve kültüre uygun az çok değişikliğe uğratılmıştır. Buna bizim için en güzel örnek Elbistan’ın ismidir Elbistan, Karaelbistan ve çevresinde iken adı su yeri, su yatağı anlamına gelen Ablasta iken 13. yüzyıla kadarAblistan/Eblistan şekline girmiş ve 15. asır ortalarından itibaren Elbistan olarak tarihe ve dilimize demirlemiştir. (Elbistan’ın isim tarihçesini ayrıca yazmıştım). Göksun da öyledir, Maraş da Anadolu da…

Böylece ve daha başka sebeplerle verilmiş isimler değişirse, isimlerin kaynağı, birlikte oluşmuş veya gelişmiş kültürü ile o güne kadar o isimle bilinenler yok olur veya kayıtlı belgelerin, haritaların takibi zamanla imkânsız hale gelir.

İsim değişikliklerinin olumsuz sonuçlar doğurduğu tezimizi birkaç örnekle pekiştirmeye çalışalım:

Til’in etrafındaki geniş araziye bugün de “Til Yazısı” denir. Siz hiç buraya ‘Akbayır Yazısı’, aynı şekilde bir adı daKevgirli suyu olan Til Deresi’ne ‘Akbayır Deresi’ dendiğini duydunuz mu, dense bile canınıza siner mi? “Yalangıya selam veren Akbayırlı” ifadesi ne kadar soğuksa “Yalangıya selam veren Tilli” o kadar tanıdık ve sıcak değil midir?

İkizpınar’ın yakınında üç dört ailenin yaşadığı Aynıarus isimli mezrası vardır. Aslı Aynü’l-Arûs’tur ve kendisine 14 köyün bağlı olduğu bir nahiye merkezidir. Şimdi bu küçük mezraya bakarak koskoca geçmişini bilmek, tahmin etmek mümkün mü? Yani buraya da bu isim verilmeyip eski nahiye ye bağlı köyleri içine alan bir bölgeye verilmeli idi.

Ambarcık ve Geçit köyleri de birleştirilip Söğütlü (ki bu ismin verilmesinde benim de katkım vardır) kasabası oluşturulunca her iki köy, isimlerinin yanı sıra o isimlerle birlikte oluşmuş bilgi ve kültürü kaybetmekle karşı karşıya kalmıştır. Büyükşehir olunca köylerin mahalle durumuna değişmesi yeniden ayrı iki (köy) mahalle olarak ve eski isimleriyle anılması gerekir, bu özellikle sağlanmalıdır.

Gökçek köyünün adı bu şekliyle okuyanlara pek bir şey ifade etmez; ama Gökçe Ören veya 1563 kayıtlarındaki gibiGökçe Viran şeklinde okur okumaz, burada eski bir yerleşim yerinin olduğu, tarihi harabelerin bulunduğu, şimdi yaşayanların daha sonra gelip yerleştiği vs. akla gelir.

 

&

 

Tıpkı Til gibi asırlarca öz adıyla anılan birçok köyün ismi değiştirilip iğreti isimlere duçar edilmiş. Bir kısmı da farkında olarak veya olmayarak küçük değişikliğe uğratılmış. (Küplüce-Güplüce veya Ak viran-Akveren gibi. Halk dilinde Avren) Buralar, dilimize, kültürümüze ve tarihi bilgilere daha da yabancılaşmadan öz adlarına resmi olarak ve ilgili kayıtlarda, haritalarda, kitap ve belgelerde tekrar kavuşturulmalıdır.

İsmi değiştirilen köylerimizin listesi:

Akbayır: Til; 1563’te Til-i Kebir.

Aksakal: Kösolar

Akveren: Ak ören. (1563’te Ağ viran)

Armutalan: Çöplü. (Çöplü, 16. asırda Dulkadir Türkmenleri içindeki Çöplü Avşarlarına mensup olanlar tarafından kurulmuştu. Armutalan olunca bu özelliğinden bir iz kalır mı?)

Bakış: Birbirinden ayrı yerlerde olmalarına rağmen Malap, Höyücek ve Soğucak köyleri birleşmiş sayılarak tek bir isim (Bakış) altında kasaba yapılmıştı. Artık köy ve kasaba kalmayıp mahalle olduğuna göre köylerin üçü de kendi isimlerine dönebilirler.

Çatova: Maraba;  1563’te Marabba.

Çalış: Dağdere. (İlk yerleşim yerinin adı Malatça, bazı kaynaklara göre Malakça’dır. Daha sonra bugünkü yerine göçmüştür. Yeni yerin adı Dağdere olarak anılmaya başlanmışken Çalış’a çevrilmiştir. Eski yerleşim yerinde yine bir köy vardır; mezrasıdır ve adı Malatça’dır. A.B.)

Doğanköy: Doğan, Ozanyu, Evzaniye; 1563’te Ozan Öyüği. (Bir başka kaynakta bu köyün adı Azeniyeh olarak geçiyor. Osmanlıca yazılan Ozanyu kelimesi dikkat edilmezse Evzaniye diye de okunabilir; o da Azeniyeh şeklinde telaffuz edilebilir. Buradan hareketle belki de en eski ismi Azeniyeh idi de bu kelime özensiz okunarak Evzaniye veOzanyu şekillerine girmiştir. A.B.)

Gökçek: Gökçeören; 1563’te Gökçeviran. (Gökçe ören veya Gökçe viran isimleri okunur okunmaz

Gözecik: Çerkezuşağı

Gümüşdöven: Zerdekeş (Zerdekeş Şah İsmail’in çok önemli komutanlarından birinin adıdır. “Elbistan’a baskına geldiklerinde yapılan çatışmalarda Nurhak dağı yakınlarında öldürüldüğü” yazılıdır. Olayın bu köyümüzün yakınında vuku bulmuş olduğu, o zamanlar Elbistan-Nurhak-Kapıdere yol güzergâhının bu köyden geçtiği düşünülürse daha iyi anlaşılır.. A.B.)

Günaltı: Kistik

Gündere: Avlıya (Evliya) (Köydeki bir veya iki ayrı evliyanın mezarından dolayı bu isim verilmiştir. A.B.)

Güplüce: Küplüce (Eski yerleşim yerlerinden biridir, birçok yerinde yapılan kazılarda sayısız küp kırıklarına ve küp ocaklarına rastlandığından bu isim verilmiştir. A.B.)

Güvercinlik: 1563’te Güvercinlik-i Sagir. (Sagir küçük anlamında olduğuna göre, demek ki bir zamanlar yakınında veya Elbistan’a bağlı ‘Güvercinlik’ adı verilen daha büyük bir yerleşim yeri varmış! Ki vardır; bugün içinde “Elbistan Höyüğü” adıyla bir de höyüğü bulunan, Kahramanmaraş, Hatay ve Gaziantep arasında bir Güvercinlik adındaki yerleşim yerinin adıdır. A.B.)

Hacı Hasanlı: Hergin.

Izgın: 1563’te Azgın

Kalaycık: 1563’te Kalecik (Bu köy adını kurulduğu yerin yakınındaki tepede bulunan küçük kale harabesinden almıştır. Ketizmen’in batısında sırtını verdiği dağa da yöre halkı “Kalaycık dağı” derler; oysa asıl adı, üst kısmında bulunan küçük bir kale harabesinden dolayı ‘Kalecik’tir. A.B.)

Kavakdere: Genolar

Kayageçit: Palavar

Ovacık: Sarsap (Sarsap aslında bir Nahiye merkezinin adıdır)

Özcanlı: Karaçar

Söğütlü: Ambarcık (Geçit ile birleştirilerek oluşturulan kasabanın müşterek isimdir. 1563’te Anbarcık)

Taşburun: Ketizmen

Tepebaşı (Köy): Kastal

Türkören: Gavurören

Uncular: Şuğul

Yalıntaş: Aktil

Yapılıpınar: Kokmuşköy

Yapraklı: Burtu, (1563’te Burtu-yı Kebir, yani Büyük Burtu olarak kayıtlıdır ki bu da bize ayrıca ‘Küçük Burtu’ isimli bir yerleşim yerinin olduğunu ihsas ettirir)

 

NOT: Buraya Büyük ve Küçük Yapalak’ın adlarını da 1528 ve 1563 tahrir kayıtlarındaki şekliyle yazalım:

Büyük Yapalak: 1563’te Yapalak-ı kebir

Küçük Yapalak: 1563’te Yapalak-ı sağir.

…………………………………………………….

(1) T.C. Dâhiliye Vekâleti, Son Taksimat-ı Mülkiyede Köylerimizin Adları, Ankara 1928

(2)  T. C. İçişleri Bakanlığı, Meskûn Yerler Kılavuzu, Ankara 1946

 

Arif Bilgin

arifbilgin52@gmail.com

Kaynak : http://www.elbistaninsesi.com/yazi/2713-elbistan-in-adi-degistirilen-koyleri.html

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın