KÖR TOPAL BİR EĞİTİM

Evet, bir daha öğretim yılı başladı. Milyonlarca çocuk güneş doğmadan kalkacak, toz toprak dese de sıcak soğuk dese de yağmurda, karda, çamurda yollara düşecek.
Keşke her anne babanın çocuğunun her yıl okula başladığı gün bir, bir de senenin son günü beynindeki bilgileri ölçme ve ikisinin arasındaki farkı tespit edebilme imkânı olsa; inanın çok sınıflarda aldıkları bilgi ve eğitim incir kabuğunu doldurmayacak kadar az olduğu görülecektir.
Falih Rıfkı Atay’ın “Çocukları yedi yaşında okula başlatıyoruz ve 14 yaşında ortaokulu bitirinceye kadar sekiz yıl boyunca bir şeyler veriyoruz. Oysa hepsini de 12-13 yaşında okula alsak, aynı bilgileri bir iki yıl içinde verebiliriz” gibi bir sözünün hatta teklifinin olduğunu okumuştum. O, belki o zamanın okulların azlığını, öğretmen kıtlığını, ulaşım, araç gereç imkânsızlığını vs düşünerek söylemiştir; ama ben de aynı sözlerine iki yıl ekleyerek imza atıyor ve “ÜÇ DÖRT YILDA HEPSİNİ VEREBİLİRİZ” iddiasını öne sürüyorum. Çünkü verilen bilgi kümeleri o kadar az. Eğitim yok denecek kadar…
Son günlerde sohbet ederken arkadaşımın biri anlattı: “O yıl (1997-98’leri kastediyordu) öğrenci sayımız çok artmıştı. İki muavine daha ihtiyaç duyuyorduk. Sınıf bulmakta, derslerin boş geçmemesini sağlayacak öğretmen bulmakta zorlanırken bir de içlerinden ikisinin muavin olması gerekti. Okul müdürü ilgili yardımcıyı çağırarak şunları söyledi: ‘Yıllardır yığılan, sınavlara girerek başarısız olan, bir türlü okulu bitiremeyen ne kadar öğrenci varsa ilk sınavda mezun edin. Böylece bir muavin alarak az zararla kurtuluruz’. Arkadaşlar da öyle yaptılar ve ilk sınavda hepsini mezun ederek en azında bir muavin daha bulma sıkıntısından kurtulduk.
Bir de benim yaşadığım olayı ekleyeyim de sonra diyeceğimi diyeyim: 90’lı yıllarda İstiklal İlkokulunda dördüncü sınıfı okuturken sınıfıma bir köyden naklen öğrenci gelmişti; inanın tüm notları 5, 5, 5 idi; ama okuma yazmayı bile bilmiyordu.
Her çözülmez problemi en kestirme yolla çözmekte birinciyizdir. O öğretmen de öyle çözmüş.
Sonra? Evet sonra? Sonrasının biri şu: Üniversite sınav sonuçları bittikten sonra 30-40.000 öğrencinin bölme işlemi yapamadığından çok puan kaybettiği açıklanır oldu. Bu durumdan memnun olmayan öğrenci ve veliler ise ülkemizin altını oyan kimi çarpık zihniyetlilere ait dershanelere muhtaç hale getirildi. Bu ve benzeri yanlışlıkları göz önüne alınca “Acaba 30, 40 yıldan beri eğitimimiz bilinçli olarak mı sakatlandı, bir gözü görmez, bir eli tutmaz ve bir ayağı yürümez edildi” diye de düşünmeden edemiyorum.
Kökten değişiklikler gerek. Okul, dershane, beyaz tahta, tablet, bilgisayar, araç gereç gibi FİZİKİ DEĞİŞİKLİKLERDEN ÇOK öğrenciye ömür boyu gerekli bilgi ve eğitimi verecek müfredat değişikliğine; öğretmen yetiştirilmesine, gerçekçi denetimin sağlanmasına, idarecilerin “idare etmekten” çok her saniyeyi dolu dolu geçirtecek tedbirleri alarak idare etmesine ihtiyaç vardır.
Milli eğitime, eğitimin milli olmasına ihtiyaç vardır.
Kendi değerlerimiz, tarihi şahsiyetlerimiz, ilim adamlarımız, mimarlarımız, şairlerimiz, yazarlarımız ressamlarımız, bestekârlarımız bundan 40 yıl 50 yıl önceki gibi ders kitaplarına girdirilmeli, öğretilmeli ve eserleri tanıtılıp kitapları okutulmalıdır. Biz öyle okuduk. Meğer ne kadar şanslıymışız!
Uzatmak istemiyorum, zira en az on sayfa yazmak mümkün; en azından derdimizi biraz kanattım. Meslektaşlarım benim demediklerimi de anlayacaklardır…
Yeni bir eğitim yılının Allah’tan her öğrenciye, ailesine, öğretmenlerimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.

Arif Bilgin
arifbilgin52@gmail.com

Bu makale http://www.elbistaninsesi.com/kor-topal-bir-egitim-makale,4472.html adresinden alınmıştır.

ilgili makaleler

Yorum yap