Şu ana kadar 1.733 defa okundu

Nergele ve Civarında Eşkıyalık Olayları – 2

Doğadaki her canlının yaşam hakkı kutsaldır…
İnsanoğlu hariç; hayvanlar aç kaldığı zaman karınlarını doyurmak için diğer canlılara saldırmaya başlarlar.

Bu insanoğlu için maddi çıkar ortaya çıktığından bu yana egemenliği ve zorbalığı elinde tutanlar saldırganlıklarını farklı yöntemlerle geçmişten
günümüzü kadar devam ettirmektedirler.

Bugün, dünya üzerindeki en zengin 85 kişinin malvarlığı ile en yoksul 3,5 milyar insanın toplam malvarlığı birbirine eşit olduğuna göre, beraberinde
baskı, zülüm göçü de zorunlu kılmaktadır.

İlk Sümerlerin Mezopotamya’ya başlayan göçüyle, günümüze kadar ekonomik, politik nedenlerle göçler devam etmektedirler.

Bizler Maraş coğrafyasının Kürt, Kızılbaş Alevi toplumu olarak bu göçün bir halkasıyız.
Ebetteki bu göç esnasında yapılan baskılar, zulümler beraberinde toplu ölümleri de getirmiştir. Anadolu tarihi bu örneklerle doludur.

Özellikle bize reva görülen dağlık bölgeleri, zor şartlar sonucu barınabilinecek bir yer bulmak için aynı toplumlar kendi aralarında çok trajik sorunlar yaşamıştır.

Nergele olayı da bunlardan biridir.

Feodal yapının ağırlıkta olduğu o dönem beraberinde yandaş ve karşı eşkıyalık ortamını da yaratmıştır.
Elbistan’ın Tapkıran köyü ağası Ramo Ağa ( Ramo Şahindal ) ile eşkıya Hasêne Xêce arasında yaşanan gerginlik Nergele olayı devamında cereyan etmiştir.

“Elbistan bölgesinin iki çete reisinin, önce Alakir ve daha sonra da oğlu Ramo ile araları iyi değilmiş. Ramo’nun devlet yanlısı ve Elbistan’da nüfuzlu olmasından ötürü çıkarları örtüşmüyordu. Bir ara Hasêne Xêce ile Bozo çetesi birleşerek gelip Tosun köyünde geçici karargâh kurarlar. “Ramo’ya misafir olacağız” diye haber gönderirler. Ancak Ramo, onları evine kabul etmez. Alakir ise çetelerle düşman olmamak için bir gece misafir olarak kalıp gitmelerini ister. Çete reisleri, Ramo’nun evinde kalırken, silahlı adamlarıysa köylülerin evlerine dağılırlar. Bu arada Ramo, köyün etrafına silahlı korucular yerleştirir. Çete reisleri, ihtiyaçlarını karşılamak için Ramo’nun maddi yardımda bulunmasını isterler ama Ramo çetelere avanta vermeyeceğini, ısrar etmeleri durumunda, köyün etrafına yerleştirdiği korucularını işaret ederek, köyü terk etmelerini söyler. Ramo’nun bu davranışına sinirlenen çeteler, Büyük Tapkıran’dan ayrılıp Tosun köyüne geri giderler.”

”Tavkirarlıların eşkıyalık teşebbüsü.
Büyük Tapkıran köyünde Kurfo Hüseyin’in babası Cuco ve birkaç kişi, sık sık Suriye’ye kaçakçılığa giderler ve bir seferinde Nergeliler olduğu söylenen bir grup önlerine çıkar. Hem ellerindeki mallarını alırlar hem de Cuco’ yu öldürürler. Bu çatışmada ayrıca Momik’in ( Momiki Coleğ) koluna bir kurşun değer ve yaralanır. Tavkirar’a geldiklerinde ”Nergeliler bizim yolumuzu kesti, mallarımızı elimizden aldılar ve Cuco’yu da öldürdüler”
derler. Tavkirar’da o zaman eli silah tutan, gözü pek olan gençlerden Hasêne Öle, Kırık Maho, Hasêne Tosun, Sile Çomon gibi birkaç kişi bu olayı fırsat bilerek, Elbistan bölgesindeki ünlü çete guruplarının adını kullanıp, Nergele’ye gider köyü basarlar ve talan ederler.”
Bu yazının iki paragrafı “Tavkirarlılar Tarihi ve Kültürü Araştırma- İnceleme” kitabında alınmıştır.

Daha önceki yazımda şöyle dile getirmiştim;
‘Her ne kadar farklı rivayetler olsa da sonuç olarak ciddi bir olay yaşanmıştır. Ben bu yazıyı, bu tür olayların bir daha yaşanmaması, salt halklar arasında değil, köyler ve bölgeler arasında da kalıcı dostlukların kurulmasını düşünerek kaleme aldım. Köy halkları arası dostluk,
kardeşlik köprüsünü demokratik bir anlayışın hâkim olduğu bir düşünceyle yazma gereği duydum. Bize düşen görev, toplumu bölen geçmiş düşmanlıkları ortadan kaldırıp, barışın ve dostluğun kapısını yeniden aralamaktır. Kavgayı değil, diyalogu esas kılmaktır.’

Biz Kürtler’in kendi aralarında yaşanan bir olaydan sonra söylenen çok meşhur bir sözü vardır. Deriz ki: ”Em bere berena xorte Mustafena”

Yani rivayet odur ki iki Kürt kardeş aralarında kavga ederler, birbirini döverler. Yorulduktan sonra birisi ötekisine der ki; “Yahu biz ikimiz kardeşiz ve Mustafa’nın çocuklarıyız” Bu rivayet gerçeğimizin aynasıdır.

“Sen üzülme anam dertlerim çoktur
Çektiğin çilenin hesabı yoktur
Yiğitlik yolunda üstüme yoktur
Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz”

Sevgiyle, dostlukla
Zürich

Devam edecektir…

Kaynak: http://www.nurhakisigi.com/?p=3991

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın